Alman Federal Meclisi’nde 2 Haziran 2016 tarihinde alınan ve tarihi gerçekleri göz ardı ederek vicdanları yaralayan 1915 olaylarıyla alakalı kararın hukuken ve vicdanen bir karşılığı olmadığı açıktır. Türk tarihinin en şanlı devletlerinden olan Osmanlı Devleti’ni ve Türkiye Cumhuriyeti’ni asılsız iddia ve iftiralarla zor duruma sokmaya çalışan ve lobicilik faaliyetlerini belgelerin, aklın ve mantığın önüne koyarak tarihe parlamento kararları ile yön vermeye çalışan bütün ülkeleri ve bu ülkelerin arasına en geç katılan, katılırken de 1915 olaylarının yaşandığı dönemdeki Türk-Alman müttefikliğini unutan Almanya’yı Türk Dünyası Birlik Platformu olarak Türk milleti ve vicdanının, aklının sesini dinleyerek tarihi belgelere gözlerini kapatmayan bütün insanlık adına kınıyoruz.

Türk Dünyası Birlik Platformu olarak 1915 olaylarının yüzüncü yılında gerçekleştirdiğimiz ve üye kurum ve kuruluşlarımızın çalışmalarıyla ülkemizin her bir köşesinde yankı uyandıran ve üniversitelerden başlayarak ülkemizin genelinde kamuoyu oluşturan, bunu yaparken de tarihi gerçekleri soykırımcı suçlamasıyla karşı karşıya bırakılan yüce milletimizin fertleriyle buluşturmayı amaçlayan “100 Yılın Yalanı: Ermeni Soykırımı” isimli projemiz kapsamında yapmış olduğumuz akademik çalışmalarla ortaya koyduğumuz üzere soykırım iddiaları ve soykırımcı suçlamaları asılsızdır. Ortaya koyulan akademik çalışmaları ve tarihi belgeleri tekrar etmeyi gerekli görmemekle beraber Alman parlamentosuna iddiaları tek tarafın gözünden dillendirmeyi değil, ülkemiz tarafından yıllardır teklif edilen ancak iftira sahipleri tarafından kabul edilmeyen karşılıklı arşivlerin açılması talebini desteklemeye davet ediyoruz. Tarihi bir olayın parlamenterlerin el kaldırarak oy vermesi ile değil ancak ve ancak tarihçilerin araştırmalarıyla ve belgelerin ortaya konmasıyla sonuca bağlanması gerekliliğini bütün dünyaya hatırlatmak istiyoruz.

1915 yılında yaşanan olayların Türk Milleti’ne soykırım olarak dikte ettirilmeye çalışıldığı bu dönemde başlıca motivasyon kaynağı Türk düşmanlığı olan Hınçak ve Taşnak terör örgütlerinin 1915’ten önceki süreçte Osmanlı coğrafyasında, Asala terör örgütünün dünyanın her yerinde, Ermeni çetelerin Hocalı’da, Şuşa’da ve Kafkasya’nın her köşesinde şehit ettiği başta Talat Paşa olmak üzere bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Son olarak tarihinde gittiği her karış toprakta hoşgörünün ve barışın temsilciliğini yaparak huzuru egemen kılmış olan yüce Türk milletinin, kendisine, tarihine ve ecdadına yapıştırılmaya çalışılan soykırımcı yaftası karşısında bu denli duyarsız kalmasının, Türkiye kamuoyunun, siyaset camiasının, Türk milletinin ve Almanya’da yaşayan ve nüfusu 3 milyonu bulan Türk toplumunun bu konuda yeterince aktif çalışma yürütememiş olmasının da bu konunun hassasiyetini yeterince idrak edilemediğinin bir göstergesi olarak biz Türk milliyetçilerini ve Türk Dünyası sevdalılarını derinden yaralamıştır. Tarihinde hiçbir soykırım yapmamış olan milletimizin Avrupa’nın tam orta yerinde, Afrika’nın her köşesinde, Kuzey ve Güney Amerika’da ve hatta Avustralya’da soykırımlar yaparak insanlığın yüz karası olmuş milletler tarafından soykırımcı olarak anıldığı günümüzde Türk milletinin bu konuda hassasiyet kazanması için Türk Dünyası Birlik Platformu olarak hız kesmeden çalışmaya devam edecek ve bu çalışmalarımızı bir varlık mücadelesi olarak, bir onur meselesi olarak görmeyi sürdüreceğiz.

Tarihinde katliamlar ve soykırımlar bulunan ülkelerin parlamentolarının tamamı da bizleri soykırımcı olarak adlandırsa, biz gerçeği haykırmaya devam edeceğiz. Allah bu kutlu mücadelemizde yar ve yardımcımız olsun.

Unutulmasın ki;

Onlar çok olabilirler ama biz Türk’üz!