2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgali sonrasında ilk kez ortaya çıkan IŞİD terör örgütü işgal ettiği bölgelerde gerçekleştirdiği vahşetlere, katliamlara, caniliklere ve yıkımlara devam etmektedir. Teröristler, Türkmen bölgelerinde bulunan Telafer Kalesi ve Hz. Yunus Türbesi başta olmak üzere Selçuklu hükümdarları tarafından yapılan birçok anıt ve kültürel alanlara organize olarak saldırılar düzenlemiş ve yapıları yok etmiştir. Yüce dinimiz İslâmiyet’in kaideleri bir yana ortak evrensel ahlâkî normlardan dahi nasibini almamış bu cani sürüsü son olarak kadim Türk yurdu Musul’da bulunan Türk-İslâm eseri Ulu Camii (Nur Camii) ve minaresini bombalayarak yıkmıştır.

Ortaya çıktığı günden bugüne değin Ortadoğu’daki Türk varlığına kast eden bu terörist grubun, Selçuklu Atabeyi Nureddin Mahmud Zengi tarafından yapılan ve kentin adeta sembolü konumunda olan bu ibadethaneyi havaya uçurması bir kez daha göstermiştir ki; İslâm adına İslâm düşmanlığı yapan bu teröristler tarihten ve Türk kültüründen korkmaktadır! Zalimlik sıfatının tüm niteliklerini üzerinde barındıran bu oluşumun “el-Melikü’l-Adil” namıyla anılan Nurettin Zengi’nin miras bıraktığı esere saldırıyor oluşu tesadüften çok ötededir. Yine, cehaletten beslenen yobazların medreseler kuran Selçuklu Atabeyimizin hatırasına saldırması terörizmin yanında bir zihniyet yansımasıdır. IŞİD’in tarihsiz, kültürsüz, medeniyetsiz ucube ideolojisi, İslam’ı da tarihsiz, kültürsüz ve medeniyetsiz bırakmayı amaçlamaktadır. Çünkü İslâm tarihinin bir medeniyet hamlesi içermesi, akılla, bilimle, sanatla ve hoşgörüyle iç içe olması, bu çürümüş beyinlerin uydurdukları din anlayışını hâkim kılmasını engellemesi hasebiyle rahatsız etmektedir.

Türk Dünyası Birlik Platformu olarak, insanlık ve medeniyet düşmanlığı temelinde gerçekleşen bu çirkin saldırıyı şiddetle lanetliyor; yöneticilerden tahrip edilen tarihî kıymeti yüksek bu yapının aslına uygun şekilde restore edilmesini talep ediyoruz. Öte yandan bölgede meydana gelen gelişmeler incelendiğinde Musul’da yaşanan olayların benzerlerinin bir diğer Türkmen kenti Telafer’de de meydana gelme tehlikesi söz konusudur. Bu bağlamda Telafer’in kurtarılması noktasında gerekli çalışmalar ivedilikle sürdürülmelidir.

İman ediyoruz ki, bu savaş sonunda galip gelen medeniyet ve Müslümanların ortak aklı olacaktır. Bu bağlamda asırlarca İslâm’ın sancaktarı olan Türk milletine ve devletine daha aktif politikalar üretme sorumluluğu da düşmektedir.