Doğu ile Batı arasında önemli bir ticaret merkezi, Fırat ile Asi nehri arasında uzanan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapan bir şehirdir; Halep. Tarih boyunca birçok devletin hâkimiyeti altına girmiş, bazı zamanlar çok parlak dönemler geçirmiş bazı zamanlar mücadelelere ve buhranlı dönemlere tanık olmuştur. Köklü ve çok eski bir tarihe dayanan Halep’in ismi ilk olarak “Ebla Tabletleri”nde anılmaktadır. Şehir adını Arapçada “süt sağan” anlamına gelen “Halebü’ş-şehbâ” kelimesinden almaktadır.

Suriye’nin kuzeyinde bulunan Halep tarih boyunca ticaretin merkezi olmuş ve önemli ticaret yollarına geçiş üssü olmuştur. Ekonomik açıdan her dönem önemli bir yere sahip olmasına rağmen siyasi istikrarı devamlı olmadığı için çok büyük gelişme kaydedememiştir. 16. Yüzyılda Osmanlı hâkimiyeti altına girmesi ile sağlanan siyasi istikrar neticesinde bölgenin mühim ticari ve kültür merkezlerinden birisi olmuştur.

Şehrin tarihine baktığımızda ilk olarak M.Ö. 3000 yılına ait çivi yazılı Akad tabletlerinde adı geçmektedir. M.Ö. 18. yüzyılda Yamhad Krallığına başkentlik yapan şehir, daha sonra Hitit Krallığının kontrolüne girmiştir. Asur ve Pers hâkimiyetinin etkin olduğu kente, Helenistik dönemde Suriye Kralı Seleukos Nikator egemen olmuş ve kentte önemli imar faaliyetleri gerçekleştirmiştir.[1] Roma İmparatorluğu M.Ö. 64 yılında hâkimiyeti altına almış ve Bizans döneminde de önemli ticaret merkezleri arasında olmuştur. Bizanslılar döneminde kent Hıristiyanlığın merkezi haline getirilmiştir.

İslâmiyetin doğuşundan sonra Halep üzerine seferler düzenlenmiş ve şehir M.S. 637’de İslâm hâkimiyetine girmiştir. Daha sonra Emevi ve Abbasi hükümranlığı altına giren Halep, Tolunoğulları, Hamdaniler, İhşidler ve Fatımilerin de mücadele ettiği bir şehir olmuştur. Suriye’ye Türklerin gelişi, 1063 yılında Oğuzların Ön Asya’ya doğru ilerlemesiyle bir kolunun bölgeye yerleşmesi ile başlamıştır. Bölgede hızla yayılan Türkler, 1069-1070 yıllarında Kurlu ve Atsız Beyler önderliğinde Güney Suriye’yi tamamen ele geçirmiş, burada başkenti Remle olan bir Türkmen beyliği kurmuşlardır. 1070 yılında Mısır seferine çıkan Selçuklu Sultanı Alparslan ise Halep’i kuşatmıştır. Sonuç alınamamış ve daha sonra 1078 yılında Suriye Selçuklu Meliki Tutuş tarafından kuşatılmıştır. 1086 yılında Anadolu Selçuklu Devletine bağlanmıştır.

Selçukluların 1118’e kadar devam eden hâkimiyetinden sonra Halep, Artukluların eline geçmişse de, bu hâkimiyet uzun sürmemiş 1128’de Atabeg Zengi’nin yönetimine girmiştir.[2] 1183’te Eyyubi egemenliğine giren şehirde, rahat bir dönem yaşanmış ve ticaret yeniden canlanmıştır. 1260 yılında Moğol, 1400’de Timur hâkimiyetine giren Halep, Timur döneminde tahribata uğramıştır. Memluklular döneminde şehir, kalkınma yaşanmasına rağmen kıtlık, veba salgını ve doğal afetlerden kurtulamamıştır. Avrupa ile İran arasındaki ticaretin üssü olan Halep, Cenevizlilerin buradan Avrupa’ya yaptığı ipek ticareti ile yeniden kalkınma sağlamıştır.

Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim döneminde, 1516’da Mercidabık (Halep’in kuzeyinde) meydan muharebesinde Memlukluları mağlup etmiştir. Doğu’nun iki önemli ticaret merkezi olan Halep ve Şam şehirleri, Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir. Halep, Osmanlı’nın en mühim ticaret merkezi olmakla beraber, yönetim organizasyonu bakımından Antep ve Antakya’yı da kapsayan büyük bir eyaleti konumundaydı. Osmanlı için her alanda önem arz eden Halep, Acem seferlerinde üs olarak da kullanılmıştır.

Osmanlı Devleti’nde Bursa ve İstanbul’dan sonra en önemli dokumacılık merkezi Halep olmuştur. İpekli dokumaları ve sabunları Halep’in en önemli ihraç malları olmuştur. Osmanlı’nın bölgeyi hâkimiyeti altına almasından itibaren Venedikliler, ilk konsolosluğu açmış ve şehrin ticari önemini bir adım daha öne çıkarmıştır. Daha sonra bölgede ticaret yapan İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar Halep’te konsolosluklar ve acenteler kurmuştur. Böylece kent doğu-batı ticaretinde mühim bir uğrak noktası olmuştur. Bundan dolayı, kent üzerinde önemli çalışmalar yapan Bruce Masters tarafından “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kervan Kenti” olarak adlandırılmıştır. Arap harfleriyle ilk matbaa İstanbul’dan önce Halep’te kurulmuştur.

Osmanlı döneminde Halep’te sağlanan siyasi istikrar, şehrin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde Halep’in siyasi ve iktisadî durumu, Şam ve Beyrut’un yükselişi ile sarsılmaya başladı.[3] 20. yüzyılın başlarında İstanbul ve Kahire’den sonra Osmanlı’nın üçüncü büyük kenti Halep’ti. I. Dünya Savaşı sonucunda önce Arapların, ardından da 27 Ekim 1918’de İngilizlerin işgaline uğradı ve böylece 402 yıllık Osmanlı hâkimiyeti son bulmuştur. Savaş sonucu Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Sykes-Picot Mütarekesi sonucu, kurulan Suriye Krallığına rağmen Fransızlar Şam ve Halep’e girmişlerdir. Fransızlar tarafından Halep’in özerk bir bölge olduğu ilan edildi ve İskenderun’u da içine alan bu bölgenin yönetimi Araplara bırakıldı.

Halepliler yapılan haksız işgale karşı direnmişler ve bağımsızlık için büyük mücadeleler vermiştir. Fransızlar, Ermenilere Kilikya Ermeni Devleti sözü verseler de bunu tam anlamıyla gerçekleştirememiştir. 1922’de yine Fransızlar tarafından, Halep, Şam, Alevi ve Dürzî özerk bölgeleri birleştirilerek, merkezi Halep olan federal bir devlet kuruldu.[4] II. Dünya Savaşı sırasında, 29 Şubat 1945’te Birleşmiş Milletler tarafından Suriye’nin bağımsızlığının tanınmasıyla Suriye üzerindeki Fransız hâkimiyet son bulmuştur. 17 Nisan 1946’da Suriye Devleti kurulmuştur.

Halep’i coğrafi olarak ele aldığımızda denize yaklaşık olarak 120 km uzaklıkta yer almaktadır. Halep şehrinin kurulduğu tepe, genel olarak çökeltilerden oluşmuş bir jeolojik yapıya sahiptir. Zeytin ve fıstık ağaçları ile yaygın ekim alanları kentin kuzey ve batı bölgesindedir. Halep’in doğusunda ise Suriye Çölünün kuru alanları bulunmaktadır. Halep, Suriye’nin en büyük ikinci ili durumundadır ve şehirdeki toplam nüfus 2004 yılı verilerine göre 4.393.000 civarındadır.

Halep’te birçok etnik kökenden insan yaşamaktadır. Şehir Osmanlı Devleti döneminden beri Türk nüfusunun idari merkezilerinden birisidir. Halep sokaklarında genel olarak konuşulan dil Türkçedir. Halep’in şehir merkezinde huyluk harası (büyük bir Türkmen Mahallesi), Kürtdağı, Cerablus, Mümbiç, Musabeyli, Azez nahiyeleri ve yörelerinde Türkler yaşamaktadır. Türkler’in yaşadığı köy sayısı ise yörelere göre şöyledir: Cebeli Sema’nın doğusunda nahiye merkezi ile 16; Kilis’in güneyinde Azez Kazası’na bağlı, Azez ile Aferin Suyu arasında 17, Azez’in doğusunda 29, güneyinde Halep’e bağlı 3; Çobanbeğ Nahiyesi’nde Mümbiç Kazası’na doğru 54, aynı kazanın güneyinde 15; Baraklı Oymağı’ndan Cerablus Nahiyesi’ne bağlı 26; Sacır Suyu’nun güneyinde 23; Urfa hudud nahiyesi Mürşid Pınarı ve Akçakale Kazası’nın güneyine isabet eden ve Belih Irmağı’na kadar uzanan sahada 59 köy vardır.[5]

Tarihi dokusunu ve güzelliğini muhafaza eden birçok mekânın bulunduğu Halep, Osmanlı şehirciliğinin örnek yapıtlarından birisidir. Halep’teki yapılarının Kayşani adındaki taştan yapılması şehir mimari dokusuna ayrı bir güzellik katmıştır. Şehir tarihi yapıları olan Halep kalesi, hanlar, hamamlar, çarşılar, camiler, medreseler bu taşlardan yapılmıştır. Şehirdeki tarihi eser ve mekânların birçoğu Halep Kalesi ve çarşı çevresinde inşa edilmiştir. Halep eski bir ticaret kenti olmasından dolayı şehirdeki han, kervansaray ve bedestenlerin sayısı 100’e yakındır. Kentteki taş ocaklarının çokluğu şehrin mimari dokusunu da etkilemiştir. Şehirdeki bina ve konutların büyük çoğunluğu “Halep taşı” denilen bu dayanaklı taştan inşa edilmiştir. Bünyesinde Selçuklu, Eyyubi, Memlük ve Osmanlı medeniyetinin izlerini taşıyan Halep, Türk mimari örneklerinin en güzelleri ile bezenmiştir. Geçmişini, mimari dokusunu muhafaza etmesi ve tarihi önem ve zenginliğinden dolayı “Eski Halep”, 1986 yılında UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mimari Listesi’ne alınmıştır.

Halep aynı zamanda kuyumculuk ve altın işlemeciliği yönüyle de el sanatları dalında da meşhur bir şehirdir. Halep’te yapılan altın ve gümüş işlemeciliği, dünyanın en modern teknolojilerinin bile yetişemediği uluslararası bir üne sahiptir. Tepsi, bardak ve yemek takımı işlemeciliğinde de dünyanın en maharetli ustalarına sahiptir. Dünyanın en eski “gar sabun” üreticisi olan Halep, tarihten bu yana sabun ihracatı yapmaktadır.

Halep, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli kentlerinden birisi olduğu için Türkçe deyimlere ve Türk edebiyatına da zamanla yerleşmiştir. Osmanlı dönemi âşık ve edebiyatçılarının eserlerinde rastlamak mümkündür. Halk arasından sıklıkla kullanılan “Halep oradaysa arşın burada” deyimi de buradan dolayı ortaya çıkmıştır. Halep Osmanlı âşık edebiyatında da geniş bir yer bulmuştur. Âşık Ömer’in “İşte geldim gidiyorum şen olasın Halep şehri” beyiti, Âşık Emrah’ın sevdiğini Halep’te araması, Kerem’in Aslı’nın ateşine Halep’te yanıp kül olması buna birkaç örnektir.

Birçok medeniyetin uğrak noktası olması ve farklı kültürlerden insanların şehirde yer alması sebebiyle çok farklı lezzetlere sahiptir. Kültürel farklılıklar Halep mutfağını zenginleştirmiştir. Ticaret yollarının geçiş yolunda olmasıyla çok fazla malzeme ve baharatla tanışma imkânı bulmuştur. Araplardan ayrı kendine has bir mutfağı olan Halep, bölgenin en ilgi çekici lezzetleri ile Gaziantep ve Hatay mutfaklarına benzemektedir. Et türü lezzetlerinin meşhur olduğu Halep’te onlarca köfte çeşidi ve yaklaşık 26 tane kebap çeşidi bulunmaktadır. Ayrıca yemeklerde kullanılan bol baharatlar bazen yemeklerin tadını bastıracak kadar yoğundur.

Halep, dünya kültür mirasları arasında mimarisi, geçmişi ve kültürel değerleri ile dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Tarihten bu yana birçok medeniyetin beşiği durumunda olan Halep, Osmanlı ve Selçuklularında kervan kenti olarak yaklaşık bin yıldır Türk hâkimiyeti altında olması sebebiyle, Türk geleneğini ve kültürel yapısını yansıtan bir kenttir. Bundan dolayı Halep, kültürel açıdan bir Arap şehri olmaktan ziyade hâlen Türk şehri olma özelliğini korumaktadır.

Ahmet ALKAN
Türk Dünyası Birlik Platformu Genel Sekreteri

 

Genel Sekreterimiz Ahmet Alkan’ın bu yazısı “Yaş Türkistan” Dergisinin Ekim 2011 tarihinde 4. sayısı “Oğuzlar” özel sayında yayımlanmıştır.

 


Kaynakça

  • EROĞLU, C. BABUÇOĞLU, M. KÖÇER, M. (2007) Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep, Global Strateji Enstitüsü: Ankara
  • Suriye Türkmenleri, (Erişim tarihi: 08.09.2011) http://www.turkmens.com/Suria.html
  • Gaziantep-Halep Kültür Turizm Zenginliklerinin Tanıtım Projesi,  http://www.gaziantephalepprojesi.org/
  • ÖZYUNA, Y. (1994) Büyük Osmanlı Tarihi, Ötüken Neşriyat: İstanbul

Dipnotlar

[1] EROĞLU, C. BABUÇOĞLU, M. KÖÇER, M. (2007) Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep, Global Strateji Enstitüsü: Ankara, s. 21

[2] EROĞLU, C. BABUÇOĞLU, M. KÖÇER, M. (2007) Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep, Global Strateji Enstitüsü: Ankara, s.22

[3] EROĞLU, C. BABUÇOĞLU, M. KÖÇER, M. (2007) Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep, Global Strateji Enstitüsü: Ankara, s.23

[4] EROĞLU, C. BABUÇOĞLU, M. KÖÇER, M. (2007) Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep, Global Strateji Enstitüsü: Ankara, s.24

[5]Suriye Türkmenleri, (Erişim tarihi: 08.09.2011) http://www.turkmens.com/Suria.html