Türk Dünyası Birlik Platformu 3. Türk Dünyası Birlik Kurultayı kapsamında Ermeni soykırımı iddialarını kınayan ve bu iddialarla mücadele etmek için çağrıda bulunduğu bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklaması Türkiye’nin dört bir yanından gelene üniversite öğrencileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımlarıyla Mersin Tarsus’ta bulunan “Bac Köprüsü”nde yapıldı. Bac Köprüsü Ermenilerin Tarsus’a yaptıkları saldırılar sırasında yüzlerce Türk’ü katlettikleri bir yer olarak tarihi bir anlam taşıyor.

Platformun, Genel Sekreteri Ahmet Alkan tarafından okunan basın açıklaması şöyle:

“Saygıdeğer basın mensupları,

Türk milletinin kıymetli mensupları, 

2015 yılı Ermeni Diasporası, Ermenistan devleti ve Türklük düşman çevreler tarafından adeta modern bir Haçlı Seferi yılı olarak belirlenmiştir. Öyle ki, 1915 yılında Türk devletine haince saldıran Ermeni çetelerin hukuk çerçevesinde durdurulması için yapılan hareketler ve Ermeni meselesini çözmek için alınan tehcir kararının, bu çevrelerce bir “soykırım” olarak adlandırılması ve bu olayların yüzüncü yılına girmiş olmamız sebebiyle ülkemize ve milletimize karşı topyekun bir siyasi saldırı başlamıştır. “Sözde soykırımın” yüzüncü yılı bahanesiyle başlayan bu saldırıların hiç bir bilimsel yanı bulunmamaktadır. Ermeni tehciri ve beraberinde yaşanan olayların tarihçilerce tartışılması için Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli girişimlerine rağmen, muhataplarımız bunu kabul etmemiş, bunun yerine hiç bir hukuksal geçerliliği olmayan siyasi hamlelerle ülkemizin itibarını bozmaya çalışmışlardır. Bu durum bugün de devam etmektedir.

Öncelikle ifade etmek isteriz ki, “soykırım” kavramıyla ortaya çıkan suç, 9 Aralık 1948’de New York’ta imzalanan ve 12 Ocak 1951’de yürürlüğe giren “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi” ile uluslararası hukukun bir parçası olmuştur. Hukuksal olarak bunun öncesindeki hiç bir olay “soykırım” kapsamında değerlendirilemez. Bu bağlamda “sözde soykırım” iddialarının hiç birinin hukuksal dayanağı yoktur!

Bunun yanı sıra, tarihçilerin yaptığı çalışmalar 1915 olaylarının öncesi ve sonrasında Osmanlı Devleti’nin yöneticilerinin Ermenileri topyekun yok etmeye yönelik hiç bir eylemi olmamıştır! Bunu iddia edenlerin iddiaları her geçen gün yapılan çalışmalarla çürütülmektedir! Ortada müesses nizama yönelik bir isyan ile terör ve bu isyanı ve terörü bastırmak için çabalayan bir devlet vardır.

Osmanlı tarafından “millet-i sadıka” olarak anılan Ermenilerin, neden böyle bir durumla karşı karşıya kaldıklarını kendilerine sormaları, kendi kimlikleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir.

Bahsedilen dönemde toplam nüfusları 1.350.000 olduğu halde, utanmadan 1,5 milyon Ermeni’nin öldürüldüğünü söyleyenler tarihi gerçeklerden uzak kötü niyetli kişilerdir. Soruyoruz, bu iddiaların sahipleri arasında 1915-22 arasında Anadolu’da Ermeni çeteler tarafından katledildiği sabit olan 520.000 Müslümanın torunlarına taziye mesajı yayımlayan oldu mu? Ortada aleni bir iki yüzlülük vardır.

Büyük Türk milletinin asil mensuplarına hatırlatmak isteriz, 

Bizden aslında Türk olduğumuz için, Müslüman olduğumuz için, Hristiyanlığın ilk yayıldığı bu toprakları vatanlaştırıp Müslüman Türk yurdu yaptığımız için, İstanbul’u fethettiğimiz için, İslam’ı kimseyi zorlamadan Avrupa’nın göbeğine kadar yaydığımız için, Viyana kapılarını zorladığımız için, Roma’yı fethe kalktığımız için özür dilememiz, diz çökmemiz isteniyor. Türkleri Avrupa’dan ve Anadolu’dan atma hedefiyle hareket edenler 19. Yüzyıl başlarından 1920’lere kadar Balkanlarda, Kafkaslarda, Kırım’da, Anadolu’da 5 milyon civarında Müslüman Türk’ün katledilmesinden sorumludurlar.

Değerli basın mensupları,

Ermeniler bütün dünya kamuoyunu kendilerine bir soykırım yapıldığına inandırmaya çalışırken, kendi tarihleriyle de yüzleşmeleri gerekmektedir. Bilindiği gibi bugün Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si Ermenistan işgali altındadır. İşgalci Ermenistan, bu işgaller sırasında binlerce Azerbaycan Türkünü öldürmüş, milyonlarca Azerbaycan Türkünü ise göçe zorlamıştır. Bu işgaller sırasında tamamen Azerbaycan Türkleri hedef alınmış ve Ermenistan’ın hedeflediği coğrafyada bir tek Türk kalmamacasına saldırılar yapılmıştır. Bu olayların en acılarından biri de Hocalı kasabasında yaşanan katliamlardır. Hocalı’da bilinen 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü katledilmiştir. Bu olayı bahsettiğimiz 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. Maddesi bağlamında incelediğimizde açıkça bir soykırım suçunun varlığını görmekteyiz. Bu tezimizi destekleyen pek çok bilimsel makale yazılmış ve yazılmaya devam etmektedir.

Bu bağlamda;

Türk Dünyası Birlik Platformu ve üye toplulukları olarak diyoruz ki,

  1. 1915 olayları ne hukuken ne de içerik olarak bir soykırım değildir! “Sözde soykırım iddiaları” tamamen siyasi içerikli ve Türkiye karşıtlığı üzerine bina edilmiş bir yalandır!
  2. Karabağ Savaşı sırasında ve özellikle 26 Şubat 1992’de Hocalı’da Ermeni güçlerinin Azerbaycan Türklerine karşı yaptığı katliamlar açıkça soykırımdır! Başta Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere bütün Türk Dünyası’nı ve adalete inanan bütün dünya kamuoyunu bu gerçeği bilimsel olarak tartışmaya ve soykırım olarak kabul etmeye davet ediyoruz!

Kamuoyunun dikkatine sunarız.”